Bakan Tekin: Okul güvenliğini eğitimin asli şartlarından birisi olarak görüyoruz
1 Eylül 2026’da Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 10:23 ve 10:27’de yayımladığı iki video mesajda, yeni 2026‑2027 akademik yılının eylül dönemi mesleki çalışma programı kapsamında öğretmen ve okul yöneticilerine hitap etti. Mesajlarında, öğretmenin sınıfa bütün dikkatini verebilmesi için çalışma ortamının güvenli olması gerektiğini vurgulayan Bakan Tekin, okul güvenliğinin eğitimin temel şartlarından biri olduğunu belirtti. Okulların ve çevrelerinin güvenliği için gerekli tüm tedbirlerin eksiksiz uygulanması, risklerin önceden tespit edilmesi ve en küçük bir ihmal alanının dahi oluşmamasının gerekliliğini dile getirdi.
Bakan Tekin, güvenli okul ikliminin aidiyet, karşılıklı hürmet ve mesuliyet duygusunu güçlendirdiğini söyledi. Veli görüşmelerinin Okul Randevu Sistemi üzerinden yürütülmesi gibi adımları güvenlik kapsamına dahil etti. Öğretmenlerin deneyimlerinin dinlenmesi ve karar süreçlerine yansıtılması gerektiğini belirterek, öğretmen kurulları ve zümrelerin gerçek istişare zemini olarak işlemesini, yöneticiler ile öğretmenler arasında karşılıklı güvenin hakim olduğu bir çalışma iklimini güçlendirmeyi hedeflediğini ifade etti.
Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin uygulanmasının yanı sıra “Oyun” ve “Yaşam Becerileri” temalarının da yeni eğitim öğretim yılında öncelikli konular olacağını belirtti. Öğrencilerin öğrendiklerini gerçek hayat içinde deneyimleyebilecekleri imkanlarla buluşturulacak ve okul dışı öğrenme ortamlarıyla müzeler, kütüphaneler gibi kültür mekanları eğitim süreçlerine entegre edilecek. Ayrıca “Eğitsel Tarama ve Değerlendirme Bataryası”, destek eğitim odaları, bireyselleştirilmiş eğitim programları ve rehberlik çalışmalarıyla özel eğitim ihtiyacı olan çocukların erken dönemde tespit edilip gerekli desteğin zamanında sunulacağına vurgu yaptı.
Bakan Tekin, öğretmenlerin sınıfa her girdiğinde karşılaştıkları her çocuğa mesleki ahlakı ve milletin emanet ettiği görevi aynı özenle taşımasını talep etti. Çocukları “hazır olanla yetinmeyen, merak eden, araştıran, deneyen, geliştiren ve üreten” bireyler olarak yetiştirmeye yönelik üretim şuurunun geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Bu çerçevede, fiziksel güvenliğin yanı sıra sosyal ve duygusal ihtiyaçların da gözetildiği bütünsel bir güvenlik ortamının yaratılmasının önemine dikkat çekti.

